İyonizan radyasyon en düşük düzeylerde bile advers
etkilere neden olabilir ve bu etkilerin en önemlisi karsinogenezdir. Tanısal amaçlı
tıbbi işlemlere bağlı radyasyon dozunun potansiyel yan etkileri konusunda insanlardan
elde edilen epidemiyolojik veriler sınırlıdır. Biyolojik araştırmalar arasında
da çelişkiler bulunmaktadır. Gözlemsel kanıtların yokluğunda, düşük dozlarda
kanser gelişme olasılığı ve doz düzeyleri, çok yüksek dozda iyonizan radyasyona
maruz kalan kazazedeler üzerinde gerçekleştirilen gözlemlerin ekstrapole
edilmesiyle hesaplanır. Önemli danışma
kurulları tarafından bu konuda benimsemiş olan hipotez doğrusallık hipotezi
olarak adlandırılır. Bu hipoteze göre, kanser gelişme riski radyasyon dozu ile
orantılı olarak artmaktadır. Uygulamada, tanısal görüntülemenin ilgi alanına
giren düşük dozlardaki risk oranları, çok yüksek dozlardaki olası risklerin
belirtilen düşük dozlara doğrusal olarak ekstrapole edilmesiyle bulunan
hipotetik risk oranlarının ikiye bölünmesi ile belirlenmektedir. Bu modele göre,
olası ölümcül kanser riski oranı, maruz kalınan radyasyon birim değeri
(Sievert) başına 0,05’tir.
İnsanlar için iyonizan radyasyona maruz kalma riskiyle ilgili mevcut kabullerin büyük bölümü, Radyasyonun Etkilerini Araştırma Vakfı tarafından rapor edildiği üzere, Hiroşima ve Nagazaki bombardımanlarından kurtulan bireylere yönelik Yaşam Süresi Çalışmasına dayalıdır. Yaşam Süresi Çalışması, iyonizan radyasyon riskinin yaşa ve cinsiyete bağlı olarak değiştiğini göstermektedir.
Risk faktörleri
YAŞ
Aşağıdaki nedenlerden dolayı birçok kanser türünde genç hastalardaki risk, yaşlı hastalara oranla çok daha yüksektir.
• Genç hastalardaki aktif büyüyen dokular radyasyona daha duyarlıdır.
• Genç hastaların yaşam süresinin daha uzun olması, riskin daha uzun sürede ortaya çıkmasına neden olur.
• Radyasyon dozu yönünden, hasta büyüklüğüne, organ büyüklüğüne, oryantasyona ve uygulanan kontrast maddenin organ dağılımına bağlı olarak yetişkinler ve çocuklar arasında farklıklar olabilir.
CİNSİYET
Kanserin ortaya çıkma riskinin kadınlarda, erkeklere göre daha yüksek olduğu kanıtlanmıştır ve kadınlarda meme kanseri riskinin çok yüksek olması bunun göstergesidir.
KRİTİK ORGAN VE ETKİLİ DOZ
Buradaki risk, radyasyona duyarlı her bir organa uygulanan doza ve söz konusu organda kanser gelişme riskine bağlıdır. En yüksek dozu alan organ, kritik organ olarak adlandırılır.
Etkili doz yaygın kullanılan doz ölçüsüdür. Her bir organın biyolojik radyasyona duyarlılığına bağlı olan organ dozlarının ağırlıklı ortalamasıdır.
Affidea, tanısal anlamda yeterli görüntü kalitesi sağlarken hasta açısından en az risk taşıyan bir dizi protokol geliştirmiştir. Genel olarak, hastalar açısından uygun görüntüleme çalışmalarının kullanımının klinik faydaları, iyonizan radyasyona maruziyetten kaynaklanan her türlü potansiyel riskten çok daha önemlidir.
Radyasyon Riskiyle İlgili İletişim
Basın, hastaların tanısal işlemlere bağlı iyonizan radyasyon maruziyetine ilişkin riskleri haber haline getirmekte ve bu konu hakkında toplumda giderek artan bir duyarlılık oluşmaktadır. Çocuklar radyasyona erişkinlerden daha duyarlı olduklarından, endişeler ağırlıklı olarak çocukların maruz kaldığı radyasyonla ilişkilidir. Tedavi zincirinin bir halkası olan sizlere radyasyonun tıbbi kullanımı, radyasyon dozu ve ilgili riskler hakkında hastalarla ve hasta yakınlarıyla etkin iletişim kurabilmeniz için araçlar sağlanması oldukça önemlidir.
Hastaların radyasyon dozuyla ilgili öğrenmek istedikleri gerçek şey risktir. Artık hastalara bu işlemlerin güvenli olduğunun belirtilmesi yetmemektedir. Hastalar ve hasta yakınlarının, endişelerinin anlaşıldığına ve sorularının yanıtlandığına dair güvenlerinin kazanılması gerekir.
Hastalara dozimetrik bilgilerin ve radyasyon kaynaklı kanserin olası gelişim riskini de içeren risk bilgilerinin verilebileceği tecrübeyle sabittir. Söz konusu bilgiler genelde hastaların uygun bir tıbbi görüntüleme testi yaptırma isteğini olumsuz yönde etkilememektedir.
Radyasyon riskinin halka açıklanmasına ilişkin en uygun yönteme yönelik tartışmalar devam etmektedir. Bu konuyu hastalarla ve hasta yakınlarıyla tartışırken uygulanabilecek bir yaklaşım BT incelemesinden kaynaklanan radyasyon maruziyetinin, reçeteli ilaçlar dâhil olmak üzere diğer birçok tıbbi uygulamalardakine benzer şekilde bazı riskler taşımakta olduğudur. Hastalara ve hasta yakınlarına, bu incelemelerden kaynaklanan radyasyon dozunun, kanserin ortaya çıkma riskini kısmen artırabileceği söylenebilir. Söz konusu risk küçük çocuklarda daha fazla olmakla birlikte, genel anlamda çok çok düşüktür.
BT' den kaynaklanan radyasyon dozu ile ilgili risklerin diğer birçok tanısal görüntüleme yöntemlerindeki risklerle benzer aralıkta olduğu söylenebilir. Ayrıca bu risk, kişilerin bir yıl süreyle maruz kaldıkları doğal çevre radyasyonuyla, yada doğal kanser riskiyle kıyaslanabilir (BT kaynaklı risk 1000'de 1 iken, doğal risk 5'te 1'dir).